Mimar Sinan Hayatı ve Eserleri

İstanbul başta olmak üzere birçok şehrimizde tarihimizden günümüze eser niteliği taşıyan harika yapılar bırakmıştır Mimar Sinan… Onun İstanbul’a kazandırdıkları, bize miras olarak bıraktıkları saymakla bitmez. Mimar Sinan’ın tüm eserlerine tek bir yazıda yer vermek elbette ki çok zor. Bende Mimar Sinan’ın en azından İstanbul’daki çok bilinen harika yapılarına bakalım istedim.

Mimar Sinan Kimdir? (1489 – 1588)

Mimar Sinan, Kayseri’nin Gesi bucağına bağlı Ağırnas Köyü’nde doğmuştur. Burası bir taş ocağı köyüdür. Sinan’ın daha fazla çocukluğunda inşaat konusunda bilgi sahibi olduğu anlaşılmaktadır. Kayseri’den alınıp İstanbul’a getirilen Sinan, Acemi Oğlanlar okuluna verilmiş, burada okuma yazma öğrenmiştir. Uygulamalı sanatların da öğrettiği bu okulda Sinan neccarlığı (dülger) seçmiş, ünlü ustaların yanında cami, han, çeşme, hamam yapımında işçi olarak çalışmıştır.

Sinan, ordu ile çeşitli seferlere katılmış, Tebriz’i, daha sonra Kahire, Rodos ve Avrupa’da pek çok kenti görme, buralardaki yapıları inceleme şansı bulmuştur. Orduda faaliyet gösterdiği bu dönemlerde askerî inşaatlarda, köprülerin yapımında emek vermiştir. 1539’da Hassa Baş Mimarlığına getirilmiş, bundan sonra da asıl çalışmalarına başlamıştır.

Mimar Sinan ömrü boyunca 92 Cami, 52 mescit, 55 Medrese, 7 Darülkurra, 20 Türbe, 17 İmaret, 3 Darüşşifa (hastane), 6 Su yolu, 10 Köprü, 20 Kervansaray, 36 Saray, 8 Mahzen ve 48 Hamam olmak üzere 365 eser vermiştir.

MİMAR SİNAN’IN ESERLERİ

Mimar Sinan’ın Yaptığı Camiler

Mimar Sinan, ilk eserlerinde, Erken Devir Osmanlı mimarîsinin geleneklerine bağlı kalarak mekân araştırmaları yapmıştır. Tek kubbeli camiyi, kanatlı camiyle birleştirme düşüncesini ortaya koymaya çalışmıştır. Sinan’ı Sinan yapan özelliklerin başında hiç şüphesiz yaşadığı çağın ona sağladığı imkanlar gelmektedir. Eski meslektaşlarına oranla malzeme ve teknolojik açıdan daha avantajlı olmuştur. Buna paralel olarak büyük bir yapım organizasyonunun kurucusu ve yürütücüsü olmuştur.

Mimar Sinan’ın İstanbul’daki ilk çalışması Haseki Külliyesi’dir. Haseki Külliyesi içerisindeki cami 1539’da tamamlanan, beş kubbeli son cemaat yeri olan tek kubbeli bir yapıdır. 1612’de ayrıca ikinci bir kubbe eklenmiştir. Külliye içerisindeki diğer yapılar medrese, sübyan mektebi, çeşme, imaret ve darüşşifaadan oluşur.

Onu anlamamıza yarayacak eserler; İstanbul Şehzade Camii, İstanbul Süleymaniye Camii ve Edirne Selimiye Camii’dir.  Şehzade Camii’den sonra yaptığı diğer eserler içinde mimarî açıdan en önemli olan iki yapı ise, Üsküdar ve Edirnekapı’da yapılan Mihrimah Sultan camileridir.

İstanbul Şehzade Camii (1544 – 1548)

sehzade-camii

Cami, dört yarım kubbeli ideal bir merkezî yapıdır. Sinan’ın ilk devir Osmanlı mimarîsinin etkilerinden sıyrıldığı bir çalışmadır. Şehzade Camii’nde uygulanan kare mekan, dört paye üzerinden bir kubbe, dört yarım kubbe ve köşelerde birer küçük kubbe ile örtülmüştür. Yarım kubbeler, ikişer eksedra (çeyrek kubbe) ile genişletilmiştir. Revaklı bölüm 12 sütun üzerine 16 kubbeli olarak tasarlanmıştır. Çift şerefeli iki minaresi avlunun cami ile birleştiği köşelerin dış kısımlarında yer alır.

İstanbul Süleymaniye Camii (1550 – 1557)

Mimar Sinan bu eserinde ilk kez iki yarım kubbeli planı kullanmıştır. Yapı, diğer külliye binalarıyla birlikte İstanbul’un ünlü yedi tepesinden biri üzerine, tepe teraslarının değerlendirilmesiyle yerleştirilmiştir. Yapıda iç mekan ve dış görünüm bir bütün olarak ele alınmıştır. 26,5 metre çapında ve yerden yüksekliği 53 metre olan caminin ana kubbesi dört ağır paye üzerine oturtulmuş, kıble ve giriş tarafında yer alan iki yarım kubbeyle desteklenmiştir.  Yarım kubbeler de ikişer eksedra ile genişletilmiştir. Yan nefler bir büyük, bir küçük olmak üzere beşer kubbeyle örtülerek monotonluk ortadan kaldırılmıştır.

Edirne Selimiye Camii (1569 – 1574)

İstanbul’da olmasa da kronolojik sırayı bozmamak adına Selimiye Camii’ni atlamak istemedim. Selimiye Camii, Mimar Sinan’ın çeşitli denemelerden sonra tüm Türk mimarisinin ve kendisinin o güne değin ortaya koyduğu yeniliklerin toplu bir ifadesidir. Cami, II. Selim tarafından yaptırılmıştır.

Edirne Selimiye Camiinde iç mekân, dış görünümü ile tümüyle kaynaşmıştır. 31,5 metrelik kubbe, sekiz paye ve arkalarındaki payanda kemerlerine oturtulmuştur. Kubbenin boşta kalan kısımlarına eksedralar getirilmiştir. Payeler arasındaki kemerler de pencere sıralarıyla doldurulmuş, duvar bırakılmamıştır. Mihrabın üzeri ise yarım kubbeyle örtülmüştür.

Selimiye Camii, dört kademe hâlinde yükselmektedir. Camide mimarî değerler kadar diğer sanatlar da önem kazanmaktadır. Tek parça taştan ince bir işçilikle yapılan minber, benzerlerine oranla daha büyüktür. Mihrap tarafındaki duvarlar, minberin arkası ve külahı, alt kat pencere alınlıkları çini dekorla kaplıdır. Hünkâr mahfilinin çinileri, kalem işleri, şadırvanı, revaklı avlusuyla yapı, bir mimarî bütünlük sergilemektedir.

İstanbul – Üsküdar Mihrimah Sultan Camii (1548)

Mihrimah Sultan Camii veya İskele Camii, İstanbul’un Üsküdar ilçesinde iskele meydanında bulunan, Mimar Sinan’ın Kanuni Sultan Süleyman’ın Hürrem Sultan’dan olan kızı Mihrimah Sultan için yaptığı camidir.

Mimar Sinan’ın erken dönem eserlerindendir. Kubbesi üç yanından yarım kubbelerle desteklenmiştir, ama ön cephede yarım kubbe yoktur.

İstanbul – Edirnekapı Mihrimah Sultan Camii (1562-1565)

Diğer Mihrimah Sultan Camii ise İstanbul Edirnekapı’da surların hemen yanında bulunan camidir.  Bu cami de Kanuni Sultan Süleyman’ın kızı Mihrimah Sultan adına yapılmıştır. 1562-1565 yılları arasında yapılan camii dörtgen planlıdır. Camii etrafında medrese, mektep, türbe, hamamlar vardır. 37 m yükseklikteki kubbe üçer kemere yaslanır, yanlarda ikişer sütun, sağ ve solda üç kubbe ve mahfelleri bulunur. Mihrap ve minber taş işçiliğiyle yapılmıştır.

Mimar Sinan’ın diğer önemli eserleri arasında;

  • İstanbul – Azapkapı Sokullu Mehmet Paşa Camii (1571),
  • İstanbul – Kasımpaşa’da Piyale Paşa Camii (1573),
  • Van Hüsrev Paşa Camii (1567) yer almaktadır.

Mimar Sinan’dan Medreseler

İstanbul Haseki Medresesi (1538)

haseki-kulliyesiHaseki Hürrem Sultan Külliyesi olarakta bilinir. Fatih ilçesinde yeralır. Klâsik Osmanlı medreseleri tipindedir. Girişteki revaklar arasında hücre yoktur. Karşıda ise kubbeli dershane vardır.

Revakların mermer sütunlar üzerindeki kemerlerinde iki renkli taş kullanılmıştır. Renkli sır tekniğinde çini süslemelere sahiptir.

İstanbul Şehzade Medresesi (1543)

Şehzade MedresesiŞehzade Mehmet Medresesi olarakta bilinir. Bu medrese de Fatih ilçesinde yeralmaktadır.

Medrese, dikdörtgen bir avlu ve bunun etrafında yer alan odalardan oluşmaktadır. Güneyde kubbeli büyük dershanelerin üstü kubbelerle örtülmüştür. Giriş tarafında sadece revaklı avlu vardır.

İstanbul Rüstem Paşa Medresesi (1550)

Rüstempaşa Medresesi1488 tarihli Amasya – Kapı Ağası Medresesi, Mimar Sinan’ın ilgisini çekmiştir. Yapıdaki sekiz köşeli plan, revaklı avlu, kıble tarafında yer alan ve yanlara doğru küçük birer yarım kubbeyle şekillenen dershane tipini bazı değişikliklerle Rüstem Paşa Medresesi’nde uygulamıştır.

Mimar Sinan, Rüstem Paşa Medresesinde sekiz köşeli avlu etrafına, revağın arkasına 22 hücre sıralamış, büyük kubbeli dershaneyi dışarıya çıkıntılı olarak yerleştirmiştir. Dört köşe de doldurularak yapıya dıştan kare bir görünüm verilmiştir.

Planı Mimar Sinan’a ait diğer önemli medreseler: 

  • Edirne Selimiye Medresesi,
  • Lüleburgaz Sokullu Medresesi,
  • İstanbul Mihrimah Sultan Medresesi’dir.

 

Anıt Mezarlar ve Türbeler

Mimar Sinan’ın türbelerinde genellikle Osmanlı mezar anıtlarının devamı olan çokgen gövdeli, üstü kubbeyle örtülü, önü revaklı tipler uygulanmıştır. Ancak bazı ilginç denemeleri de vardır. Üstü açık türbeler de yapmıştır. Mezar anıtlarında görülen önemli özellik, bir bütünlük kazanmaları, mimariyle bezeme arasındaki ilişkinin sınırlarının belirlenmesidir.

Mimar Sinan’ın emeği olan türbeler arasında; 

  • İstanbul’da Yavuz Sultan Selim Türbesi,
  • Barbaros Hayrettin Paşa Türbesi,
  • Şehzade Mehmet Türbesi,
  • Kanunî Sultan Süleyman Türbesi,
  • Piyale Paşa  Türbesi ve
  • Mimar Sinan’ın kendi türbesi sayılabilir.

 

İstanbul Şehzade Mehmet Türbesi (1543 – 1544)

sehzade-turbesiŞehzade Mehmet Türbesi; İstanbul Suriçi Saraçhane’de bulunan Şehzade Külliyesi’nin Kıble avlusuna Kanuni Sultan Süleyman tarafından 1543 yılında ölen oğlu için yaptırılmıştır. Sekizgen bir yapıdır. Önde dört sütuna dayalı bir revak vardır. İçi çok renkli sır tekniğinde çinilerle kaplıdır.

Türbe, mimarî ve süsleme özellikleriyle Klâsik Osmanlı devri mezar anıtlarının en seçkin örneklerinden biridir. Sinan’ın hiçbir yapısında dekoratif elemanlara bu kadar yer verilmemiştir. Yapının dış duvar- lari, renkli taş kakmalar ve kavallarla yivlenmiş kubbesi dikkat çekicidir. İçeride de duvarlar sari üzerine yeşil ve mavi renkli çinilerle kaplanmıştır

İstanbul Kanunî Sultan Süleyman Türbesi (1559)

kanuni-sultan-süleyman-turbesiBu türbe, sahibinin büyüklüğünü, önemini simgeleyen, yepyeni bir planla ele alınmıştır. Türbelerinde kullandığı bir plânı ikinci kez kullanmayan Sinan, burada da değişik bir plan kullanmıştır.

Yapıda, sekizgen bir gövde, türbeyi dıştan çeviren revak vardır. İçte duvarlardan ayrı sütun sırasına ve duvarlara oturan çift cidarlı kubbeye sahiptir.

Mimari, Kanunî Sultan Süleyman’ın kişiliğini yansıtmakta büyük başarıya ulaşmış, bezemeye gerektiği ölçüde yer verilmiştir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.